Dante’nin Sidal’ı, Dante’nin Beatrice’i

Alevden Kanatlar

| Nisan 2018


Beyaz, gri, alacalı, pasparlak kanatları, göç eden ruhları, özgür ufukları. Kuşlar ne yüce kalemlerin, fırçaların sihrine bulaşmıştır. Kimi armağan etmiştir, kimi tutsaklığına feryat etmiştir aşkının. Kuşlar; ah o narin varlıklar…

Uzun bir zamandan sonra kuşları düşünüyorum. … İlk defa odamın penceresinden onları çıplak dalların üstünde gördüğümden beri.

Gözlerimi kocaman açıyor, anlamaya çalışıyorum. Belki de bir kuş olup, dâhiyane bir tablo da sonsuzluğa ulaşacakmışım gibi… Olmuyor, ben de kapıyorum gözlerimi…

Ve işte bir elinde zarif fırçasıyla boyaları dağıtıyordu.  Hiç aldırmadan karışık sakallarına doğru süzülen yaşlarına. O kararlıydı. Çok zaman geçmişti üstünden ama hala ilk gün ki gibi acıyordu canı. O yüzden anlatmalıydı en güzel şekliyle, aşkını “Siddal”ını. Afyonun karanlık kollarına bıraktığı sevgilisini… Kızıl saçlarından başladı ve hatırladı. Aynı adı ve belki de aynı acıyı paylaştığı Dante’yi, Beatrix’i… Dante Alighieri’nin 9 yaşından beri aşık olduğu, ölümünü bile bir ilham olarak gördüğü, tek aşkı Beatrice’i düşündü. Bu iki mükemmel kadını ve onların zamanı donduran sonlarını anlatmalıydı. Fırçasını beyaz boyaya daldırdı ve bütün beyazlardan daha beyaz bir kuş çizdi, gagasında ölüm kırmızısı bir afyon çiçeği. Gülümsedi, hayatın sonunu bir kuştan daha iyi ne anlatabilirdi.

1200’lerin en değerli ozanlarından Dante Alighieri ‘nin kulağına sihirli ilham tılsımları fısıldanmamıştı. Sanılanın aksine ona bu mucizeyi Beatrice bahşetmişti.

 

 

Dante onu 9 yaşındayken komşularının evindeki bir eğlencede gördü. O yaşına rağmen kalbine sakladı Beatrice’i. Yıllar geçti, 18 yaşına bastı Dante ve gördü onu yeniden. Bu kez emin oldu. Beatrice‘di onun ruhunu besleyen ve hayatı boyunca da onu canlı tutacak olan. Ama bir türlü söyleyemedi, içinde tekrar edip durduğu bu sözleri. Beatrice habersizce tüm olanlardan evlendi bir şövalyeyle. Dante mutsuzdu belki ama hayat özütü Beatrice mutlu diye tutundu hayatın yıpranmış dallarına. Ne yazık ki Beatrice’in evliğininin 2.yılında Dante ‘nin artık tutunduğu son dallar da kırıldı. Beatrice ölmüştü. Kızdı kendine o bir şövalye olsaydı olmazdı bütün bunlar. Kabullenemedi uzun bir süre onun ölümünü. Belki de hiç kabullenemedi süresince ömrünün.

Ve tarih 1800’ lere ulaştığında ise döneminin önemli ressamlarından Dante Gabriel Rosetti benzer bir acıyla sarsıldı.

Karısı Elizabeth Siddal yüksek oranda afyon alımından hayatını kaybetti. Bilinmez ama Rosetti bu acımasız tesadüfe kayıtsız kalmadı. 1877 ‘de Beata Beatrix adlı bu tabloyu yaptı.

 

Tablodaki kadın karısı Siddal’ın bedeniyken kadının ruhu Beatrice’indi. Kuş, gagasındaki afyon çiçeğiyle ölümün simgesiydi…

Ve Kuşlar tam da Rosetti ‘nin anlatmak istediği gibi hafife alınamazdı. Onlar ne ruhları sarmıştı alevden kanatlarıyla bunca zaman… Ah kuşlar meğer ne saklıydı minik yüreklerinizde.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?