Bilkent Kampüsündeki Yaşamı Kurgulayan Mimar: Erkut Şahinbaş

Işık, odak noktası, dolaşım

| Nisan 2017


Stüdyoda her projeye başlamadan önce internette örnek projelere bakıp bütün detaylarını inceliyoruz, nereden esinlenilmiş, hangi malzemeler kullanılmış, çevresiyle nasıl bir ilişki kuruyor… Peki, yaşadığımız çevrelere hiç bu gözle baktık mı? Her gün vakit geçirdiğimiz binaların tasarım fikirlerini, dolaşımını, kullanışlılığını ne kadar analiz ettik? Etrafımızdaki yapılara daha farklı, eleştirel bir gözle bakabilmemiz için Erkut Şahinbaş’ın, Bilkent kampüsündeki birçok yapının mimarının, tasarım fikirleri ve ilham kaynaklarından biraz bahsederek en sık kullandığımız, her gün önünden geçtiğimiz yapıları (Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi F blok, Bilkent Kütüphanesi, Ankuva Alışveriş Merkezi, Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Fen Fakültesi) beraber inceleyelim.

Erkut Şahinbaş, bir yaşam ortamı kurgularken sadece biçimin değil, ışığın da çok önemli bir etkisi olduğunu ve mekanın duygusal algısının ışıkla şekillendiğini düşünen, ışığı tasarım prensiplerinde en üst sıralara koyan bir mimar. Işık, zamanın bir göstergesi olup binalara hayat verdiği için Erkut Bey’in en önemli ilham kaynaklarından birisi. Kendisi, ışığa karşı düşüncelerini şöyle belirtiyor:

Üzerinde çalıştığım projelerde ışık, benim en önemli mimari ögem oldu, ışığın insanlara emniyet hissi verdiğini biliyordum. Ayrıca ışık çok da kaprisli idi, her mekanı beğenmiyordu… Ona hem iyi mekanlar tasarlamak hem de o mekanı sevmesini sağlamak gerekiyordu. Böyle kaprisli bir hedefle uğraşırken mimarın kendi hayal dünyasıyla yola çıkıp, gerçeğe dönmesi pek de kolay bir uzlaşma olmuyordu. Zorluğa rağmen eğer mimarlık insan hayatı için bir sahne yaratıyorsa, bu sahnede mimarların ışık düzenine öncelik vermesi gerektiğine inanıyorum.

Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi F Blok:

Hepimizin çokça vakit geçirdiği Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi F Blok’u ele alırsak, ışığın Şahinbaş tarafından nasıl kullanıldığını daha iyi anlamış oluruz. FF ile ilgili önceki sayılarımızda Glenn Kukkola ve Orhan Uludağ ile yapının fonksiyonel olarak nasıl daha iyi bir hale gelebileceğini konuşmuştuk. İsterseniz buradan göz atabilirsiniz.

Erkut Beyin tasarım prensiplerine bakacak olursak, bunlar daha çok dolaşım, odak ve ışık üzerine kurulu. Binaya yaklaşırken kampüsü boydan boya geçen aksın sonunu vurgulamak için binayı ikiye ayırmış. Bu iki parçanın arasından geçerken yapının içini göremesek de, binaya girmeden mekanı algılayabiliyoruz. Kanatlara girince ise, iki tarafta da ince uzun akslar kurgulanmış ve bunlar geniş atriyumu oluşturan tonozlarla vurgulanmış. Bu mekanın bir tarafı derslik ve stüdyolarla diğer tarafı ofislerle tanımlanmış. Bu aksların sonunda ise Şahinbaş’ın en sevdiği yöntem olarak, odak noktası ışık ile belirlenmiş. Binaya girince gördüğümüz en dikkat çekici şeylerden birisi, aksın sonundan süzülen bu ışık. Tabii bu odak noktası servis alanlarına değil de fakültenin önemini vurgulayan bir sergi alanına, ya da bir stüdyoya varsa daha anlamlı ve güzel olabilirdi. Şahinbaş, yapının kurgusunu ışıktan ilham alarak belirlemiş: Tıpkı ışığın gün içinde düzenli olarak açı değiştirmesi gibi, insanların da binanın odak noktasına ulaşırken farklı mekanların önünden geçerek, rampa ile yavaşça yer değiştirerek binayı tecrübe etmesini hedeflemiş. Yapının ofis koridorlarında da benzer tarz yakalanmış, koridorların sonundaki dar pencerelerden süzülen ışık, burada da odak noktaları oluşturmuş. Şahinbaş, ışığa olan tutkusunu yapıda güzel yansıtmış, ancak, gün ışığından yeteri kadar faydalanamayan biz bina sakinleri, bu ilham kaynağının binanın programına göre daha güzel yorumlanmasını, sadece aks bitişlerinin değil, kullanılan mekanların hepsinin ışık ile donatılmasını tercih ederdik.

  

Merkez Kütüphane:

Kampüsümüzde sık kullanılan bir diğer Erkut Şahinbaş yapısı da merkez kütüphane. Yerleşim olarak FF binasında biten kampüs aksının diğer ucunu, girişini belirliyor, yarım daire formu da bu girişi vurguluyor. Şahinbaş yine kütüphanenin iki bloğu arasında oluşturduğu sokak ile yapıya girmeden yapının boyutuna tasarımına dair bir algının oluşmasını sağlamış. Girişte yer alan, çalışma salonlarını ve ofisleri birleştiren atriyum, tepe pencereleri sayesinde ışıktan yeterince faydalanabiliyor. Atriyum sayesinde yapıya girişte, çalışma salonları direkt algılanabiliyor, ancak onlara ulaşmak için yine ikiye ayrılmış dolaşım sayesinde yapının tecrübe edilmesi gerekiyor. Şahinbaş’ın tasarım prensiplerinden, hedefe ulaşana kadar yapıyı dolaşmak burada da kullanılmış. Merkez Kütüphane, 1996 yılında Mimarlar Odası’nın 5. Ulusal Mimarlık Ödüllerinde Yapı Dalı’nda Başarı Ödülü almıştır.

 

 

Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi:

Kampüs içindeki her binanın ayrı bir karakteristiği olsa da, bazı ortak prensipler zaman zaman takip edilse de genel olarak farklı tipte yapılarla karşılaşıyoruz. Müzik Fakültesi yapılırken içinde bulundurduğu konser salonu, tiyatro salonu ve derslikler ile buranın birleştirici ve bütüncül bir özelliğinin olması istenmiştir. Bu yüzden de kampüsün süregelen eklemeli yapısının içine değil de, Doğu ve Merkez kampüsün ortasında bağımsız bir konumda tasarlanması bu özelliğinin pekiştirilmesini sağlamıştır. Konuşlandığı tepenin yaya dolaşımı, otoparkların konumu, manzaranın ön planda olması ve yapının da kampüsün çoğu yerinden görülebilmesi, kampüsün karmaşık düzenine bir alternatif çözüm göstermek için düşünülmüş.

İnce uzun plan kurgusunun tam ortasındaki gösterişli sarmal merdiven ile süslenmiş giriş ve geniş fuaye yapının girişini davetkar yapmaktadır. Şahinbaş yine bu merdiven boşluğunun üzerindeki çatının çeperlerinden ortama ışık sağlayarak buradaki düşey dolaşımın önemini vurgulamaktadır. Fuayenin iki yanında tiyatro ve konser salonu yerleştirilmiştir. Cephe boyunca ise derslikler ve müzik stüdyoları bulunmaktadır. Çeşitli ölçekteki fonksiyonların birbirine bu kadar yakın kullanılmasıyla Erkut Bey yapının bütünlüğünü ortaya çıkarmak istemiş. Konser salonunun girişinin de katları birbirine bağlayan galerilerden ve orta holden yalnızca birkaç basamak ile koparılması, yine bu bütünlüğü sürdürmek içindir.

Bu bütünlük algısı yapının çevresi ile de sağlansa, önerildiği gibi insanların bir araya geldiği sanatsal ortam daha güzel vurgulanabilirdi. Yapının çevresiyle tek ilişkisi giriş çıkışları, onun dışında etrafı otoparklarla çevrili. Bahçesiyle daha açık bir ilişki kurularak bu tepenin insanları bütünleştiren örnek bir alan olması sağlanabilirdi. Ancak, belki de dışarıdan kapalı görünen bu büyük kütlenin içerisinde sağlanan bütünlük, bir merak duygusu uyandırmak için kurgulanmış olabilir.

 

  

Fen Fakültesi:

Fen fakültesi ise, kampüsün orta yerinde bir odak noktası oluşturmaktadır. Geometri olarak benzerlik gösteren, bütünün iki parçasını oluşturan bloklarda, ölçek ve doğal ışık farklılıklar oluşturarak Fizik-Matematik ve Kimya-Genetik arasındaki ayrımı belirtmektedir. Bu yapılarda da ışık, hem toplayıcı hem de sürpriz bir eleman olarak kullanılmıştır. Fen fakültesi binaları kampüsün orta noktası sayılan havuzlu yarım daire biçimindeki dış alanı vurgulamaktadır. Yapıların bağlantısı ise gölgeli bir revak sağlayan kolonlarla sağlanmıştır. Bu kolonların yapı için anlamı, Şahinbaş’ın ışığa verdiği önem ile doğmuştur. Günün her saati farklı bir gölge oluşturan kolonlar, yapıların girişinde zamanın önemini vurgulayarak çeşitlilik sağlamaktadır. Fizik-Matematik binası, tam ortasından, tonozlardan ışık alan geniş bir atriyumla ikiye bölünmüştür. Atriyumun sonundaki sarmal merdiven, yine bir odak noktası oluştururken, yapının iki yanda kalan bölümleri nispeten kapalı bir formda olduğu için, bu atriyum bir iç sokak etkisi vermektedir. Sondaki sarmal merdivenin geniş bir açıklıkla dolaşarak çıkması ise, kişiyi yormadan düşey dolaşım sağlarken, insanlara yapıyı farklı bir açıdan tekrar tecrübe etme fırsatı vermektedir.

Ankuva Alışveriş Merkezi:

Çoğumuzun sıkça vakit geçirdiği Ankuva da Şahinbaş’ın benzer tasarım anlayışıyla üretilmiş yapılarından. İnce uzun atriyumun iki yanına konuşlanmış dükkanların girişleri, üzerlerini örten büyük tonozun çeperlerinden sızan doğal ışık ile aydınlanıyor. Şahinbaş bu yapısında aksın uçları yerine üzerindeki tonozu ışık ile vurgulamış. Bu sayede tek bir odak noktasındansa yapının her yerine aynı önemi vermiş. Aksın iki ucundaki sarmal merdivenler, Erkut Bey’in insanlara dolaşım esnasında binayı tecrübe ettirme görevini üstleniyor, geride kalmış uzun aksa dönüp bakmamızı sağlıyor.

–  –

Erkut Şahinbaş’ın yapılarında kullandığı genel elemanları ve yapının çevreye uyumu için tasarladığı özel ilham kaynaklarını görmüş olduk. Işık ve geniş atriyumlar ile yapılarında bir odak noktası belirleyen Şahinbaş’ın, insan dolaşımının doğal seyirde gerçekleşen ve yapının daha iyi tecrübe edilmesini sağlayan bir hareket olduğunu düşündüğünü görmüş olduk.

Mimarlık bölümü öğrencilerine hızlıca sorduğumuzda genelde kampüsün en beğenilen binaları Merkez Kütüphane, Fen Fakültesi ve Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi idi. Ancak hemen hemen hiçbirimiz bu yapıları detaylı bir şekilde incelememiştik. Çok az zaman takdir ettiğimiz FF Binasını genelde dolaşım sorunlarıyla eleştirirken; kurgusunda rol alan ışık ve odak noktalarını fark etmeye başlayınca, benim açıkçası bu yapıya bakışım değişti. Umarım bu incelemenin hepimiz için yaşadığımız çevrelere daha eleştirel bir gözle bakabilmemize bir katkısı olmuştur.

Fotoğraflar ve Planlar:

Şahinbaş, Erkut. Erkut Şahinbaş 1968-1998 Mimarlık Çalışmaları. Ankara: Meteksan, 1998.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?