Berna Tanrıverdi

Üçüncü panelin moderatörlüğünü üstlenen Berna Tanrıverdi'yle röportaj

| Haziran 2018


PANEL ÖZETİ

Tasarım Bilkent 2018′ in üçüncü paneli Berna Tanverdi’ nin moderatörlüğünde gerçekleşti. Genel olarak iç mimari ve tasarım konseptleri üzerine olan bu panelde Yelin Evcen, Gufran Elif Gülge ve Şafak Çak söz aldı.

RÖPORTAJ

Yüksek lisansınızı Amerika’da yapmışsınız, bu süreç içinde Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki tasarım stüdyolarına da katılmışsınız. Bu deneyimleriniz sizin tasarım anlayışınızı nasıl etkiledi?

Yüksek lisans eğitimim sırasında özelikle Roma ve Bauhaus (Dessau) da katılmış olduğum mimari tasarım stüdyo programları ile sadece Amerika değil, Avrupa’daki mimarlık gündemini de takip etme şansını buldum. Ayrıca Roma ve Berlin’de aldığım mimarlık tarihi derslerinde, önemli yapıları yerinde görerek, eskizlerini yaparak inceleme fırsatı bulduğum için çok şanslıydım. Bir diğer avantaj da, hafta sonları tren ile pek çok diğer Avrupa kentlerini hocalarımızla birlikte geziyor olmak, turistik gezilerden farklı, yüksek lisans seviyesinde araştırmalar yaparak öğreniyorduk Avrupa kentlerini. Ayrıca farklı ülkelerden gelen bir öğrenci topluluğu ile proje üretmek, heyecanlı olduğu kadar, farklı açılardan, kültürlerden bakabilme imkanı sağlıyordu. Hem mesleki, hem de kişisel gelişim için çok katkı sağladığını düşünüyorum.

Berna hanım aynı zamanda Avrupa’daki eğitim sürecinde yapmış olduğu çeşitli eskizleri de bizimle paylaştı.

Hem kendi stüdyonuzda hem de yarı zamanlı olarak Bilkent Üniversitesi Mimarlık bölümünde çalışmaktasınız. Bir yandan akademik ortamda bir yandan da piyasada çalışmanın artıları ve eksileri nelerdir?

İyi mimarlık üretebilmek için hem teorik altyapı hem de pratik malzeme ve detay bilgilerine hakim olmak gerektiğine inanıyorum. Her iki alanda da aktif olmak her şeyden önce benim hem mimarlık yapmayı istemem, hem de okumayı, yazmayı, mesleğimin düşünsel alanlarında aktif olmayı isteğimden kaynaklanmıştır. Bu soruya cevabımın tek olumsuz yönü zaman yetersizliği diyebilirim. İş hayatının zamanlaması ve talepleri çok hızlı. Ancak iyi bir zaman yönetimi ile ikisi birlikte yapılabilir, çünkü üniversite ile bağların kopmaması, eğitimin içinde olmak, aynı zamanda da güncel projeler yapmak her ikisine de bilgi ve tecrübe aktarımı sağlıyor. İş hayatında uygulanabilir, sınırlı bütçe ve zaman dahilinde üretim yapmak yeni malzeme ve teknolojileri takip etmeyi gerektirirken, okulda da uygulama kısıtlarından özgürleşmiş, daha düşünsel aşamaların ön planda olduğu, gündemi bu kez güncel projeler kadar, hem tarihsel hem güncel, teorik, düşünsel altyapı açısından da takip etme gereklilikleri, farklı kulvarlar gibi görünse de aslında son derece birbirini tamamlar niteliktedir.

Sizin için tasarım süreci nasıl işliyor?

Tasarım süreci her projede, yapı tipolojisi, konum ve bağlama göre tabii değişiyor. Ancak tümü için genel bir yaklaşım özetlemek gerekirse; ilk adımım eğitimin de içinde olmam nedeniyle olsa gerek, araştırma yapmakla başlıyor. Daha sonra yapıya yönelik tasarımın başlama noktası yapının konumu ve arsa verileri oluyor şüphesiz. Hiç bir yapının bağlamından kopuk, izole ve tekil bir birim olarak ele alınmaması gerektiğine inanıyorum. Daha sonra ise işlevler ve program içeriği, yapının konumu ile ilgili ana kararlar çerçevesinde oluşuyor. Tasarım sürecinin belki de en keyifli kısmı kavramsal çıkış noktaları belirlemek ve bu eksende yapının gelişimini sağlamak.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?