Ankara: Planı Olan İlk Kent

Nazım Planı, İmar Planı, Jansen Planı

| Aralık 2016


Nazım planı nedir? İmar hakkında neler biliyorsunuz? Jansen Planı’nı daha önce hiç duydunuz mu? Ankara denildiğinde aklınıza gelen kelimeler neler? Gözlerinizi kapatıp hayal etmeye çalıştığınızda Ankara’nın herhangi bir mimari yapısı beliriyor mu aklınızda? Hayranlıkla baktığınız, gıpta ettiğiniz veya bir uyuma aykırı gördüğünüz yapılar var mı? Ankara düzenli bir sistem üzerinde mi ilerliyor yoksa çoktan çarpık kentleşmenin esiri mi oldu mu?

Bu soruların cevaplarından önce sizi tarihte kısa bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Savaşlardan yeni çıkmış yorgun Türk Milleti için cumhuriyetin ilanı herkes için büyük bir umut olmuştu. Adeta kabuğundan sıyrılıp zor bir yolculuğu atlatan bir tohum gibi toprağın üzerine çıkıvermiştik artık. Bu saatten sonra bu tohumu sulamak, güneş ile beslemek, sevgi ile kucaklamak gerekiyordu. İşte bu yüzden birçok alanda inanılmaz hızlı yenilikler yapıldı. Hatta bu süreç o kadar hızlı gelişti ki birçok ülke bu durumdan ilham aldı, takdir etti ve bunu kendi ülkelerinde uygulamaya başladı. İşte bu inkılapların uygulanmaya başladığı dönemde başkent seçilen Ankara’nın da her yönden kusursuz olması istendi. Cumhuriyetin ilanından sonra bütün gözler Ankara’dan gelen haberlere çevrilmişken aynı zamanda Ankara’nın kendi içerisinde gelişmesi için 1924 ve 1925 yılları arasında Carl Christoph Lörcher tarafından ilk imar planını tasarlandı. Zaman ilerledikçe bu planın yeterli gelmediğini düşünenler tarafından 1928 yılında dünya çapında bir yarışma düzenlendi. Bu yarışmanın kazananı ise Alman mimar Hermann Jansen oldu.

Soyadından da anlaşılabileceği gibi “Jansen Planı” aslında Ankara’nın imar planını göstermektedir. Bir diğer adı nazım planı olan bu tasarımın en büyük katkısı aslında gelecekte doğabilecek sorunları bir nebze olsun azaltmasıdır. Trafik, çarpık kentleşme, düzensiz ve plansız yapılaşma gibi sorunların baştan ortadan kaldırılması gerekmektedir ancak günümüzde bu plana uyulmadığını her Ankaralı bilir. Her ne kadar teoride kalmış olsa da Jansen Planı’ndaki bazı noktalar aslında gerçek hayatta da yürürlüğe geçmiştir ama ne yazık ki tam anlamıyla yapılamamıştır.

Bu durum doğal olarak günümüz Ankara’sında büyük bir sorun teşkil etmektedir. Belli bir düzeni ve kuralı olmayan her tasarım gibi Ankara’nın da bir bütün olarak akılda kalması zordur. Genellikle insanlar Ankara hakkında belli bir kısmı hatırlayabilirler. Sadece Atatürk Orman Çiftliği’ni bilmek ya da Ulus’ta Çıkrıkçılar Yokuşu’nu hatırlamak veya her Bilkent öğrencisi gibi Sıhhiye, Tunus, Bahçeli’yi hatırlamak ne yazık ki bir başarı değildir. Özellikle bunun bu durumda olmasına neden olan yetkililer için ise tam bir fiyaskodur. Bir ülkenin başkentinin böyle bir yapıya sahip olması ne yazık ki yararlı bir durum değildir. Başkent olarak birçok yabancı devlet adamını karşıladığımız bu şehrin sadece “gri” olmasını tanımlanması ne yazık ki büyük bir başarısızlıktır. Bir başkent gerek sanatsal aktiviteleri, gerek insanlarının yapısı, gerek trafiği, gerek meclisi, gerek havası ya da mimarisiyle insanları bir nevi büyülemeli.

İmar planının Ankara’da başarılarını göremediğimiz doğrudur ama bazı ülkelerde bu düzen yıllar önce oturtulmuş ve ona göre inşa edilmiştir. Barselona ve Paris bunun en güzel örneklerindendir. Tamamen doğrusal bir şekilde ilerleyen belli bir yükseklikte yapıya izin veren, genellikle aynı özellikleri göstermesi için belli malzemeler kullanan ya da bir merkez figürü ile her noktadan bir bağlantı sağlayan bu tarz şehirler insanların aklında sadece kalıcı olmaz kalmaz aynı zamanda örnek gösterilir.

(Barcelona)

(Paris)
Açıkçası bir İç Mimarlık öğrencisi olarak ülkemin başkentinin bu konuda örnek gösterilmesi beni gerçekten çok mutlu ederdi. Değişik, absürt ya da uzaydan gelmiş diye adlandırılan heykellerle değil başkentimin bir düzenle anılmasını tercih ederdim. Sırf gösteriş için yolların ortalarına gökkuşağı renklerinde kapılar konulurken kapının öbür tarafında gecekonduların yapılmasını değil standart bir yapı ile ilerlemesini isterdim. Fakat bunların geçmişte yapılmamış olması ileride yapılamayacağı anlamına gelmez. Belki ilerde gerekli ortamlar sağlamak amacıyla mimarlar, iç mimarlar, peyzaj mimarları, belediye ya da bu konuyla ilgilenen herhangi bir kişi bu durumun değişmesi için bir adım atabilir. Atmalı! Unutmamalıyız ki, Atatürk de bu ülkeyi kurmak için sadece bir adım attı. Cumhuriyeti ilan ederek bunu kanıtladı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyaya duyurdu. Şimdi ise sıra bizde. Bir kişinin cesurca, korkusuzca bir adım atması belki her şeyin düzelmesi için yeterli olacaktır.

Tüm Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarına SEVGİLERİMLE…

Editör: Serra Koz

Referanslar:

http://www.goethe.de/ins/tr/ank/prj/urs/geb/sta/trindex.htm

http://kentcevre.politics.ankara.edu.tr/Bulent%20Duru%20-%20Ankara’nin%20Imari.pdf

http://fenbildergi.aku.edu.tr/1302/025501(1-22).pdf

https://www.ankara.bel.tr/files/6513/4726/6062/2-tarihce.pdf

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?