Analog Fotoğrafçılık 101

Analogue Photography 101

| Mayıs 2020


Sanırım fotoğrafçılığa olan ilgim şimdiden yedi-sekiz yıl öncesinde, ben henüz altıncı sınıftayken başlamıştı. Kameralı telefonlar o zamanlar oldukça yeni bir akımdı ve çevremdeki bütün çocuklar telefonlarıyla fotoğraf çekmeye bayılıyordu. Ben ise o sıralarda Avustralya’da yaşayan teyzemin gönderdiği ve şu an modelini hatırlayamadığım Olympus marka filmli bir fotoğraf makinesiyle çok eğleniyordum. Bu benim analog fotoğrafçılıkla ilk tanıştığım andı ve o andan itibaren çok sevmiştim. Tabii ki analog fotoğrafçılıkla uğraşmak meydan okuyucu bir süreçti, özellikle de ne çektiğini öğrenmek için haftalarca bekleyecek olmak 12 yaşındaki Helin için oldukça zordu. Biraz babamın yardımıyla biraz kendi denemelerimle (bu sırada pek çok filmimi boş yere harcadığımdan eminim ama yaptığım hatalar beni daha çok fazlasını öğrenmeye itti) “deneysel” sayılabilecek fotoğraflar elde ediyordum. Okul bahçesi, sevdiğim öğretmenlerim, yoldan geçen kedi, o sıralarda ilkokulda olan kardeşim fotoğraflarımın başlıca konularıydı. Benim analogla tanışmam böyle erken olmuştu ama eminim ki herkesin zihninde denklanşör sesi, şerit filmler, kuşe kağıdına basılmış çocukluk resimleri illa bir yer tutuyordur. Şimdi ise bu hobiyle geçirdiğim hatrı sayılır vakitte öğrendiğim birkaç küçük şeyi analoga sevdalanmış  insanlar için paylaşacağım.

Filmli fotoğraf makinesi ile fotoğrafçılığı öğrenmek, deneme yanılma yöntemiyle gerçekleşen bir süreç. Her ne kadar zahmetli görünse de bunun harika bir öğretmenden alınan çok faydalı bir ders olduğunu söylemeliyim. Kompozisyon, ışık, film hızı ve estetik gibi önemli şeyleri bana öğrettiği gibi günümüzün pek çok sinemacı ve fotoğrafçısını da yetiştirdi.

I guess my interest in photography had started seven or eight years ago, when I was just in the sixth grade. Camera phones were a brand new trend at the time, and all the kids around me loved taking photos with their phones. And I was having a lot of fun with an Olympus camera, in which I can’t remember the model, that my aunt living in Australia sent at that time. This was the first time I met analog photography, and from that moment on, I loved it. Of course, dealing with analog photography was a challenging process, especially for 12-year-old Helin to wait weeks to find out what she was shooting. With a little help from my father and a bit of my own experiments (I am sure I spent many of my movies in vain, but the mistakes I made pushed me to learn more) I was getting photos that could be considered “experimental”. The school garden, my favorite teachers, the passerby cat, and my primary schooler little sister were the main subjects of my photographs. I was lucky, it was such an early time to meet the analogue for me, but I am sure that everyone has a memory in their minds, such as shutter sound, films, and childhood pictures printed on glossy paper. Now, I will share a few small things that I learned in this hobby with considerable time for people who love analogue.

Learning photography with a film camera is something that happens by trial and error. Although it may seem troublesome I must say that this is a very useful lesson from a great teacher. It taught me important things like composition, light, film speed and aesthetics, as well as it educated many filmmakers and photographers of today.

Bu işe girişmeden önce bilmelisiniz ki bu kesinlikle ucuz bir hobi değil.  Makinelerin üretimi yıllar önce durdurulduğu ve analog fotoğraf makineleri şu anda antika sınıfında olduğu için fiyatları oldukça pahalı. Ayrıca yıllar önceden kalma ve en az 2. el oldukları için iyi bakılmış bir makine bulmak da oldukça zor diyebiliriz. Eğer ortalama bir makine bulursanız da bakımı için belli bir meblayı gözden çıkartmanız gerekecek. Bunun için benim tavsiyem öncelikle ailenizin büyüklerine ellerinde böyle bir makine olup olmadığını sormak olacaktır. Eğer dedelerinizden makine bulamadıysanız şehrinizdeki ikinci el ve antika pazarlarına bakmak güzel bir seçenek olabilir. Ayrıca hangi şehirde yaşadığınıza bağlı olarak pasajlarda da bu tarz makineleri bulabileceğinizi hatırlatırım.

Before starting analogue photography, you should know that this is definitely not a cheap hobby. The prices are quite expensive since the production of the machines was stopped many years ago and the analog cameras are now in the antiques class. We can also say that it is very difficult to find a well-maintained machine since they are years old and at least second hand. If you find an average machine, you will need to review a certain amount for its maintenance. My advice is to ask your family members if they have such a machine. If you cannot find a machine from your grandparents, it may be a good option to look at the second hand and antique markets in your city. I also remind you that you can find such machines in the passages depending on which city you live in.

Makinenizi aldıktan ve gerekli bakımlarını yaptırdıktan sonra ikinci adım makinenizi kurcalamak ve özelliklerini keşfetmek olacaktır. Bunun için öncelikle makineyle beraber gelen kullanım kılavuzunu incelemek, daha sonra youtube gibi platformlardan tanıtıcı videoları izlemek yararlı olacaktır. Ayrıca Adobe Photoshop kullanmayı biliyorsanız işiniz çok kolaylaşır çünkü bu gibi dijital yazılımlar üretilirken analog cihazlar örnek alınmıştır ve pek çok özellikleri ortaktır.

After obtainig your camera and having its necessary maintenance, the second step will be to tamper with your camera and discover its features. For this, it will be useful to first examine the user manual that came with the machine, then watch the introductory videos from platforms like youtube. Also, if you know how to use Adobe Photoshop, your job will be easier because analog software is modeled while producing such digital software and many features are common.

Diğer adımımız sizin için uygun olan filmi seçmek. Yükselen döviz kurlarından dolayı film oldukça hassas bir konu (En azından benim için).  Hem tonla para verdiğiniz hem de üstüne emek harcadığınız filminizi mahvetmek istemiyorsanız bu konuda siz de hassas olmalısınız. Başlangıç seviyesi için açıkçası siyah beyaz filmleri önermem. Beyaz ve kontrast dengesi gibi teknik bilgileri renkli fotoğraflarda deneyimledikten sonra siyah beyaz fotoğraf çekmeye başlamanız daha verimli olacaktır. Ayrıca başlangıç için ikinci el pazarlarından alacağınız ucuz filmleri de kullanabilirsiniz.

Our other step is to choose the movie that’s right for you. Due to the rising exchange rates, the film is a very sensitive subject to consider (at least for me). If you don’t want to ruin your film, which you pay tons of money, you should be careful about this. For the for shoots, I do not recommend black and white movies. It will be more efficient to start taking black and white photos after experiencing technical information such as contrast balance in color photographs. You can also use cheap films to get you started from second-hand markets.

Analog fotoğrafçılıktaki en büyük sorun bence filmin yanması veya bayatlaması. Güneşli bir günde perdeyi 1 saniye bile açık tuttuğunuzda o kare artık kullanılamaz durumdadır. Yine de kapağı yanlışlıkla açıp kapattığınızda, süreye de bağlı olarak, çoğunlukla önceden çekilen kareler kurtulabilir.Bu bahsettiğim şeyler aylar boyunca keyifle çektiğiniz fotoğrafları beyaz bir kağıttan ibaret hale getirebilir. Bunun için dikkat etmeniz gereken birkaç küçük husus var.

I think the biggest problem with analog photography is the risk of damaging the film. These accidents can make the photos you worked for months, turn into a piece of white paper. You need to pay attention to some points. 

Filmi öncelikli olarak iki türe ayırmak en doğrusu olacaktır. Bunlardan biri 35 mm filmler diğeri ise 120 mm (orta format) filmlerdir. 35 mm filmler herkesin bir zamanlar çocukluk fotoğraflarının çekildiği makinelere koyduğumuz, 36 pozdan oluşan ve şaşırtıcı bir şekilde 35 mm’lik karelere bölünmüş filmlerdir. 120 mm ise Lubitel, Rolleiflex gibi makinelerde kullanılan, 12 pozdan oluşan filmlerdir ve banyosu 35 mm’ye göre daha zor ve pahalıdır. Filmler boyutları dışında renkleri açısından da farklılık gösterir. Renkli ve siyah beyaz filmler bile kendi içinde farklı tonlara sahiptir. Bugün telefonlarda da ayarlanabilen sıcaklık, kontrast gibi değerleri analog makinelerde filmin markası belirler. Ayrıca kırmızı, mavi, mor gibi renk tonlarında alternatif fotoğraflar çıkaran filmleri de piyasada bulmak mümkün.

It would be best to divide the film into two genres first. One of them is 35 mm films and the other is 120 mm (medium format) films. 35mm films are films that we put on machines where everyone’s childhood photos were taken, consisting of 36 poses and surprisingly divided into 35mm frames. 120 mm is a film consisting of 12 poses used in machines such as Lubitel, Rolleiflex, and its bath is more difficult and expensive than 35 mm. The films differ in their color as well as their size. Even color and black & white films have different shades in themselves. Today, the values such as temperature and contrast, which can be adjusted on phones, determine the brand of the film in analog machines. In addition, it is possible to find films that produce alternative photographs in red, blue, purple colors.

Şimdi elimizde bakımı yapılmış, filmleri hazır bir makinemiz varsa biraz daha teknik işlere geçiş yapabiliriz. Bilmemiz gereken birkaç terim var, bunlar ISO (veya ASA), diyafram ve enstantane.

Now, if we have a camera that has been maintained and get films ready, we can move on to some more technical work. There are a few terms we need to know, these are ISO (or ASA), aperture and shutter.

ISO / ASA

Çok temel bir anlatım olarak ISO, fotoğraf makinenizin ışığa duyarlılık düzeyidir. ISO numarası ne kadar düşük olursa ışığa duyarlılık o kadar düşük olur, ISO sayısı arttıkça fotoğraf makinenizin ışığa karşı hassaslığı artar. Fotoğraf makinenizde hassaslığı değiştirebilen bileşene “görüntü algılayıcısı” (sensör) denir. Bir kameranın en önemli parçasıdır ve başlıca görevi ışığı toplayıp, onu bir görüntüye dönüştürmektir. Çekeceğiniz sahnenin ortam ışığının yeterli olduğu durumlarda ISO değeri düşük tutulur. Ancak, düşük ışık koşullarında fotoğrafın oluşabilmesi için makinenizin algılayıcısını ışığa daha fazla duyarlı duruma getirmek gerekir. Bir dizi elektriksel işlemden oluşan bu yönteme ISO’yu arttırmak denir. ISO’yu yani algılayıcının ışığa hassasiyetini arttırarak düşük ışıklı ortamlarda flaş kullanmadan fotoğraf çekilebilir ama bu unutmamak gerekir ki bu daha yüksek duyarlılık anlamına gelir, bunun sonucu olarak çekilen fotoğraflarda “kumlanma” (gren / grain) adı verilen ve elektriksel gürültülerden oluşan, arzu edilmeyen bozulmalar olur. Doğru kullanıldığında güzel sonuçlar ortaya koyan gren, yanlış kullanımda (ki amatör fotoğrafçılardan bunu doğru kullanabilen pek yoktur) fotoğrafı tam anlamıyla mahveder.Tipik olarak ISO değerleri 100-200’dan başlar ve geometrik olarak katları şeklinde artış gösterir. ISO dizisi: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400, 12500, 25000 gibi. Dijital fotoğrafçılıkla analog arasındaki en büyük farklardan biri de ISO değerinin belirlenmesindeki farktır. Analog filminizi alırken film kutusunun üstüne ISO değeri yazar ve siz bunu dijital fotoğrafçılıkta olduğu gibi herhangi bir tuş veya ayarla değiştiremezsiniz.

ISO / ASA

ISO is the level of light sensitivity in cameras and films. The lower the ISO number, the lower the sensitivity to light, the higher the ISO number, the greater the sensitivity to light on cameras. The component that can change the sensitivity in your camera is called the “image sensor”. This part is the most important feature of a camera and the most fundamental function is to set the light of a camera. However, it is necessary to make the sensor more sensitive to light in the camera so that the photo can be formed in low light conditions, which is called increasing ISO. By increasing the sensitivity of ISO, that is, sensitivity to light, photographs can be taken without using flash in low-light environments, but this should be noted that this costs higher sensitivity, results in “noise” (or grain) in photographs. The grain, which shows good results with the right use, literally ruins the photograph in the wrong use (which is not mostly used correctly by amateur photographers). Typically ISO starts from100-200  and ISO sequence increases like: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400, 12500, 25000. One of the biggest differences between digital and analog photographyis the difference in determining the ISO value. When importing your analog film, it writes the ISO value on the film box and you cannot change any key or selection as in digital photography.

What is ISO? Understanding ISO for Beginners - Photography Life 

Diyafram

Diyafram, ışığın yoğunluğunu ve net alan derinliğini kontrol eder ve iki temel fonksiyonu vardır. Değer ise fotoğraf makinelerinde F ile gösterilir. Çeşitli açıklık durumlarını simgeleyen sayılar. f / değeriyle gösterilip, 1.4, 2, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22, 32, 64… şeklinde derecelendirilir, F sayısı büyüdükçe diyafram kısılır ve merceğe düşen ışık miktarı azalır. Işık yetersizliğinde diyafram değeri açılır ve fotoğrafın aydınlık çıkması sağlanır.

Aperature

The aperture controls the intensity of the light and the depth of field and has two main functions. The value is related to F in cameras. Numbers representing various openness states. It is shown as f / value, and is rated as 1.4, 2, 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22, 32, 64…, as the number of F increases, the diaphragm is reduced and the ratio of light relative to the lens decreases. The diaphragm value opens when there is insufficient light and is for the photo to be bright.

MCSM Photography: 2nd Marking Period - PPT-4 Exposure triangle ...

Enstantane 

Fotoğraf makinesi üzerinde yer alan perdenin  açılıp kapanma süresine enstantane adı verilir. Temel olarak deklanşöre bastığımızda, perde açılıp kapanarak sensöre ne kadar süre ışık düşeceğini belirler. Buna aynı zamanda pozlama süresi de denilmektedir. Bazı fotoğraflarınızın titremiş ya da flu çıkmasının sebebi tam olarak da bu enstantene hızının doğru ayarlanamamış olmasıdır. Doğru pozlama hızını ayarlamak bu yüzden analog fotoğrafçılık için hayati derecede önemlidir.  Dijitalde yanlış hızda çekseniz bile bunu anında fark edip düzeltmeniz mümkündür ama ne yazık ki analogda siz bunu fark edene kadar oldukça zaman geçecektir. Hareketli bir cismin ya da kişinin fotoğrafını çekecekseniz, örneğin bir dans gösterisi, enstantane hızınızı oldukça düşük tutmalısınız (örneğin bir saniyenin 250’de biri gibi). Fakat portre gibi daha durağan bir fotoğraf çekmek istiyorsanız yapmanız gereken daha yüksek bir hızda, hızdan çok ışığı göz önünde bulundurarak çekim yapmanızdır.

Shutter

The opening and closing time of the curtain on the camera is called the shutter. Basically, when we press the shutter, the curtain opens and closes and determines how long the light will fall on the sensor. (This is also called exposure time). The reason why some of your photos are shaky or blurry is precisely because the shutter speed has not been adjusted correctly. Setting the correct exposure speed is therefore vital for analog photography. Even if you shoot at the wrong speed in digital, it is possible to notice and correct it instantly, but unfortunately it will take quite a while until you notice it in analog. If you are going to take a picture of a moving subject or person, for example a dance show, you should keep your shutter speed quite low (such as in 250th of a second). But if you want to take a more still picture like a portrait, all you have to do is shoot at a higher speed, taking into account light rather than speed.

How to Shoot and Process Better Waterfall Photos | Waterfall photo ...

Son olarak birkaç dürüst öneri,

Farklı teknikler, örneğin çapraz banyo tekniği, veya bayat filmler kullanarak beklenmedik ilginç sonuçlar elde edebilirsin.

Çekim yapmaktan korkmayın, fotoğraflarınız siz çektikçe güzelleşecek.

Kameranızı mümkün olduğunca hep yanınızda taşımaya özen gösterin, nereden ne zaman güzel bir kare çıkacağını bilemezsiniz.

Kameranızı kullanmadığınız zamanlarda ona zarar gelmemesi için çok nemli olmayan bir yerde saklamaya özen gösterin.

Ve en önemlisi, eğlenirken güzel anılar yaratmayı da unutma, bol şans!

Finally a few honest suggestions,

You can achieve unexpected interesting results using different techniques, such as cross-bath technique, or with using stale films.

Don’t be afraid to shoot, your photos will get better as you take them.

Carry your camera with you as much as possible, you do not know when and where to get a beautiful frame.

When you are not using your camera, make sure to store it in a place that is not too humid to avoid damaging it.

And most importantly, don’t forget to create good memories while having fun, enjoy!

Yazar / Writer : Helin Özdemir

Editör / Editor: Görkay Düzgün

Çevirmen / Translator: Helin Özdemir

Grafik Tasarım / Graphic Designer: Helin Özdemir

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?