Alan analizi üzerine

Veri toplamaktan daha fazlası, "deneyimlemek" ve Alanya...

| Haziran 2018


Tasarım ve projelendirmede analizler, final ürünün doğru etkiyi yaratması ve güncel verilerin elde edilmesinde büyük önem taşır. Bir projeye başlarken daha önce yapılmış benzer konseptli projeler, alana ilişkin güncel veriler, bölgenin kültürel ve ekonomik yapısı araştırılır. Bu araştırmalar projemizin her aşamasında bize ışık tutar, yol gösterir.

Alan analizi ise bölgeyi birebir tanımamızı ve tanımlayabilmemizi sağlar. Alan analizi projeyle bağ kurduğumuz ve belki de tasarımımızdaki temel konseptleri ürettiğimiz anlardan oluşur. Bu arazi gezisinin temel amaçları arazi potansiyelini keşfetmek, alanın sorunlarını ve ihtiyaçlarını belirlemek, gerekli ölçümleri yapmak ve çevreyle ilişkini saptamak olsa da bana kalırsa birincil hedef bulunduğunuz yeri “deneyimlemek” olarak ifade edilebilir. Burada edindiğimiz deneyimler bize topladığımız somut verilerden çok daha fazlasını verir çünkü onlar bize özel ve tektir. Arazi gezilerini bu kadar kıymetli kılan şey, herkesin aynı yere bakıp aynı toprağa basıp, farklı farklı şeyler hissetmesidir. Belki de edindiğimiz en kıymetli veri, orada hissettiklerimiz ve aklımızda kalanlardır.

Bizler her ne kadar okul projeleri için dönem arkadaşlarımızla birlikte gitsek de bu gezilere, döndüğümüzde her birimizin ruhunda farklı bir iz bırakmış oluyor araziler. Kimimiz gökyüzünden yansıyan ışığın yaratığı etkiye anlamlar yüklüyor, kimimiz orada bulunan bitkilerin, taşların, kumun dokusundan etkileniyoruz. Belki aklımızda bir çizgi, bir ses ya da bir renk kalıyor, oraya ait. Edindiğimiz bu ilk izlenimler, projemizin temelini oluşturan bir konsept fikir, bir malzeme detayı ya da bir peyzaj elemanı olarak etki gösteriyor kendini tasarımımızda. Bu yüzdendir ki pek çok mimar tasarıma başlamadan önce yabancı olduğu toprakları deneyimleyebilmek, dokusunu kültürünü anlayabilmek için proje arazisine yakın yerlerde yaşamayı seçmiştir.

Alan analizinin teknik yönünü etkileyen belli başlı unsurlar vardır; hangi ayda, hangi saatte oraya gittiğiniz, hava akımları, güneş, su kaynakları, iklim gibi. Deneysel boyutu etkileyen tek unsur ise birey olarak biziz! Orada edindiğimiz her izlenim bizim süzgecimizden geçmiş olduğundan, her birimiz bambaşka bir şeyler alır oradan. Gördüğümüz bir çizgi zihnimizde bir fotoğraf, duyduğumuz bir ses içimizde bir melodi oluşturabilir.

Tam da bu noktada geri dönüp baktığımda, bu dönem süresince proje yaptığımız Alanya’daki arazimiz, ilk izlenimlerimden de farklı şeyler ifade ediyor artık benim için. Tasarım sürecinde bu deneyim ve izlenimler de zihnimizde şekilleniyor, büyüyor, gelişiyor – tıpkı projemiz gibi. Projeyi algılayışımız değiştikçe ve geliştikçe mekân algımız da şekilleniyor, şüphesiz. Aldığımız kritiklerle ve diğer projeleri inceledikçe yeni perspektifler katıyoruz aslında kendimize ve farklı deneyimleri algılamaya çalışıyoruz. Şimdilerde Alanya üzerine bu kadar çalışmış, konuşmuş, yazmış ve çizmişken araziyi algılayışım elbette farklılık gösteriyor, ilk zamanlardan. Ne var ki, projem boyunca bana yol gösteren zihnimdeki çizgiler, sesler ve görüntüler her daim benden bir parça, biricik bir yansıma olarak kalacaklar.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?